02.02.2026
Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, "Türkiye’de çocuk işçiliği bireysel aile tercihleriyle açıklanamayacak ölçüde kurumsallaşmış bir yapı haline gelmiştir. Eğitim politikaları, mesleki eğitim uygulamaları, yoksulluk yönetimi stratejileri ve sosyal politika alanındaki dönüşüm çocukları sistematik biçimde üretim süreçlerine sürüklemektedir. Son yıllarda MESEM uygulamaları, mesleki staj sistemleri, tarımda aile işçiliği ve kayıt dışı çalışma biçimleri çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştıran alanlara dönüşmüştür. 2025 yılında en az 94 çocuğun çalışırken yaşamını yitirmesi, bu sistemin artık sadece sömürü değil, ölüm üreten bir rejime dönüştüğünü göstermektedir” dedi.
CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu; çocuk işçiliği, MESEM sistemi ve çocuk iş cinayetlerini kapsayan yapısal sorunları TBMM gündemine taşıdı.
Tanrıkulu; Milli Eğitim Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, İçişleri Bakanı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergelerinin ortak gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye’de çocuk işçiliği bireysel ihmal değil, çok katmanlı devlet politikalarının sonucu olan yapısal bir sömürü rejimidir.
Çocuk emeği, yoksulluk politikaları, eğitimin piyasalaştırılması, MESEM sistemi, kayıt dışı ekonomi, göçmen emeği, denetimsizlik, tarımda aile işçiliği modeli; ‘Mesleki Eğitim’ adı altında, erken yaşta üretime sürülme üzerinden kurumsallaşmıştır. Bu yapı artık sadece sömürü değil, ölüm üretmektedir.
2025: En az 94 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi.
Son 13 yıl: 836 çocuk ölümü.
Yaş dağılımı: 68’i 15–17 yaş, 26’sı 14 yaş altı
Cinsiyet: 81 erkek, 13 kız
Göçmen çocuk: 5
Bu verilere göre yaşanan ölümlerin;
Sektörel Dağılımı
Tarım: 31, Sanayi: 27, Hizmet: 20, İnşaat: 16
Kurumsal Alanları
MESEM kaynaklı ölümler: 2025’te 6, toplamda 18,
Stajyer ölümleri: 7,
Motokurye çocuk ölümleri: 5
Bu tablo eğitim sistemi + çalışma rejimi + yoksulluk politikası üçgeninin ölüm üreten bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.
Türkiye’de çocuk işçiliği bireysel aile tercihleriyle açıklanamayacak ölçüde kurumsallaşmış bir yapı haline gelmiştir. Eğitim politikaları, mesleki eğitim uygulamaları, yoksulluk yönetimi stratejileri ve sosyal politika alanındaki dönüşüm çocukları sistematik biçimde üretim süreçlerine sürüklemektedir.
Son yıllarda MESEM uygulamaları, mesleki staj sistemleri, tarımda aile işçiliği ve kayıt dışı çalışma biçimleri çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştıran alanlara dönüşmüştür.
2025 yılında en az 94 çocuğun çalışırken yaşamını yitirmesi, bu sistemin artık sadece sömürü değil, ölüm üreten bir rejime dönüştüğünü göstermektedir.”
Tanrıkulu, bu çerçevede bakanlıklara şu soruları yöneltti:
-MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR-
-ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR-
-İÇİŞLERİ BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR-
-AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR-